Embed

Sümerlilerde "Tufan"..

Sümerlilerin günümüze bıraktıkları en değerli (ve bilinen) miraslarından biri, "Gılgamış Destanı"dır. Destanda, başından geçen olaylar çok etkileyici bir dille anlatılan Gılgamış (ya da Gılgameş), bir Sümer kralıdır. Ölümsüzlüğü arayan bir adamın başından geçen olaylar örgüsünde, Sümerlilerin, yaradılış, tufan, ölüm ve ölümden sonra hayat gibi bir çok inanç konusu anlatılır. Gılgamış destanı M.Ö. 3000 yıllarına tarihlendirilmektedir. Bu kadar uzak geçmişe ait tarihlerde 1-2 yüzyılın çok da önemli olmadığını hatırlatmak isterim. Buraya, konumuzla ilgili bölümleri özetliyorum.. (Başından birçok olay geçtikten sonra) Gılgamış, son macerasında ölümsüzlüğü aramaya koyulur. Can yoldaşı Enkidu'nun ve canından çok sevdiği annesinin ölümü, onu sonsuz bir korkuya düşürmüştür. Birgün kendisinin de öleceği, herşeyi bırakıp, dünyayı terk edeceği korkusu onu yiyip bitirmektedir. Ölümsüzlüğü, ölümsüz birinden öğrenebileceğini düşünen Gılgamış, ölümsüz olan Ziusudra'yı (Babil kaynaklarında "Utnapiştim", Tevrat'ta Noah, İslamiyette Nuh) aramaya koyulur. Sayısız maceranın ardından, 'Ölü deniz'i ya da 'Ölüler Denizi'ni geçerek, Tilman Adasına, (bazı araştırmacılara göre Sina yarımadasına) Ziusudra ve karısının tek başlarına yaşadıkları adaya varır. Ziusudra, Gılgamış'a yaşadıklarını, en önemlisi tufan olayını anlatır. Burada, Ziusudra'nın ağzından anlatılan, Sümerlilerin "tufan" mitolojisine göre; Tufanın geleceğini bilen tanrılar, insan ırkının yok olması için, seslerini hiç çıkarmazlar. Çünkü, tanrıların başındaki tanrı 'Enlil', insan ırkından hoşlanmaz, insanların inançsızlıkları, hakaretleri, tanrılara değer vermeyişleri onu çileden çıkarmıştır. (ilginçtir, üç büyük din, İslamiyet, Hıristiyanlık ve Musevilikte de tufana sebep olarak, aynı şekilde, yaradanın gazabına yol açan insanların inançsızlığı, azgınlığı ve sapkınlığı gösterilir) İnsanları bir tufanla yoketme kararı alan baş tanrı Enlil, bütün tanrılara, "insanlara yardım etmeyeceksiniz, tufanı hiçbiri öğrenmeyecek" diyerek, hepsine yemin ettirir. Yalnız, aralarından, kurnaz su tanrısı Enki (Ea), insan ırkını çok sevdiği için bir şekilde yardım etmek ister. Hemen dünyaya gider. Ziusudra'yı bulur. Kendisi, insanların girip (kiliselerdeki günah çıkarma odası gibi) tanrılara dertlerini, günahlarını anlatıp rahatladıkları odaya girer. Ziusudraya kapıda beklemesini söyler. İçeride Enki, bağıra bağıra tufan olayını anlatır. Böylece yeminini bozmamış, insanlara birşey söylememiş olacaktır, ama kapıda bekleyen Ziusudra, tanrının kendi kendine yaptığı bu konuşmayı duyarak herşeyi öğrenecektir. Enki tufan olayını bağıra çağıra anlatır, insanlara yardım edemeyeceği için üzgün olduğunu söyler. Yardım edebilseydi, insanların tufandan kurtulmak için neler yapmaları gerektiğini söyleyeceğini anlatır. Bu şekilde, Ziusudra'ya tufandan kurtulmak için neler yapması gerektiğini anlatmış olur. Tabii, kapıda bekleyen Ziusudra, herşeyi duyar ve hemen işe koyulur. Tanrısının verdiği talimatlara göre gemisini inşa eder, her canlıdan bir çift alır. Kendisine inananlarla birlikte (ki ailesi, hizmetçileri ve bir-iki arkadaşından başka kimse inanmaz) gemiye doluşurlar. Sular heryeri doldurur. Bütün şehirler suyla kaplanır, insanlar boğularak can verir. Olanları, dünyanın çevresinde dönen bir gemiden gören tanrılar, ağlarlar. Yarattıkları medeniyetin yokoluşunu izlemek onlara büyük acı verir. "Ne yaptık biz" diye dövünürler. Ziusudra ve yandaşları, sular çekilmeye başlayınca ortaya çıkan ilk kara parçasına çıkarlar. (Bu kara parçası Tevrat'ta Ağrı dağı, Kur'an'da Cudi dağı olarak geçer. Ancak "Cudi", Kur'an terminolojisinde, yüksek yer demektir) Hala yaşayan insanlar olduğunu gören tanrı Enlil, hemen yanlarına gider. Tabii, ardından diğer tanrılar da onu takip ederler. İlk başta sinirlenen Enlil'i, diğer tanrılar sakinleştirirler. Bir anlaşma yapılır. Artık insanlar, tanrılarına hürmet göstereceklerdir, karşılığında da tanrıların koruması olacaktır. Bir daha insanlık böyle bir felaket yaşamayacaktır, bu son felakettir. Çünkü böyle bir felaketi gören tanrılar, insanları sevdiklerini anlarlar. Gılgamış efsanesinde anlatılan bu tufan olayı, bilinen en eski tufan hikayesidir. Günümüzden 5000 yıl öncesine, M.Ö. 3000 yıllarına tarihlenmektedir. Anlatılan tufan olayının, bugün üç büyük din tarafından kabul edilen tufan olayına benzerliği tartışılmaz. Dünyanın diğer bölgelerinde anlatılan tufan efsaneleri de düşünülünce, dünyamızın gerçekten bir tufan yaşadığı kesine yakın bir şekilde ortaya çıkıyor. Birçok kişi, bugün kutsal kitaplarda anlatılan tufan efsanesinin orijinalinin, Sümer efsanesi olduğunu düşünüyor.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!